1 Kasım 2013 Cuma

Rüzgar'ın Kış Menüsü

Ek gıdaya başladığımız zaman bir heves ilk yaptığım sebze püresini anlatmıştım. Aradan iki ay geçti, neler neler yapıp yedirdim neleri çöpe döktüm kim bilir. Artık bir düzen oturttuk diyebiliriz. 

Yaptığım denemeler sonunda minik oğlumun muhallebi tarzı yiyecekleri sevmediğini keşfettik. Henüz bir yaşın altında olduğundan yiyeceklerine inek sütü karıştıramıyorum. Ben de devam sütü ile yapılan muhallebi tarifleri buldum, çoğunu denedim. Hazır toz bebek muhallebilerinden aldım, verdim. Hepsini tükürdü. Artık sütüm tek başına yetmiyor günde bir kez biberonla devam sütü vereyim dedim onu da içmedi. Bir arkadaşım oğlunu tarhana ile büyüttüğünü söylemişti ben de bir gün denemeye karar verdim. Tarhanayı çok sevdi. Artık her gün bir öğünü evde yapılmış et suyuyla pişirilmiş tarhana.

Bebekler ek gıdaya geçiş sırasında annelerinin yaratıcılıklarını zorluyorlar. Dört ay civarı başladığımız günde bir yoğurt veya meyve ilk başlarda iyi gitmişti. Ağzını açarsa veriyordum açmazsa vermiyordum. Altı ay dolup da iş ciddiye binince durumlar değişti. Bizim oğlan yoğurdu, elmayı yemez oldu. Tarhanayı tattıktan sonra buharda haşlanmış sebze püresini de yememeye başladı. Geceleri daha sık uyanmaya başladı. Kısa bir süre kriz halinde yaşadım diyebilirim. Ben de akşam üzeri tarhana verip gün içerisinde de çeşitli denemeler yapmaya başladım. Bir gün kereviz yemeğini tuz atmadan pişirdim. Süzgeçten geçirip Rüzgar'a sundum. Bayıldı. Hatta o akşam biz yemek yerken minik ekmekleri yemeğin suyuna bandırıp verdim o şekilde de yedi. Sonra sebzeleri buharda haşlamak yerine az su ile zeytinyağı ve bazen de içine et suyu da ilave edip kaynatıp süzgeçten geçirerek vermeye başladım. 

Rüzgar kokulu sebze ve yiyecekleri daha çok seviyor. Kış sebzelerinin çıkmasıyla çeşitlerimiz de artmış oldu. Ben de ona her gün çeşitli kombinasyonlarda sebze yemekleri hazırlıyorum. Örneğin;

- Pırasa, havuç ve irmik
- Patates, havuç, pirinç, soğan
- Kereviz, patates, havuç
- Patates, havuç, ıspanak, bulgur
- Klasik süzme mercimek çorbası
- Karnıbahar, havuç, ıspanak, soğan... vb


Sabahları haşlanmış yumurta sarısı, tuzsuz peynir bazen pekmez yiyor. Bazı günler de irmik veya pirinç ununu kaynatıp içine az tereyağı, peynir, az zeytin yağı ve biraz ince çekilmiş ceviz karıştırıp öğün yapıyorum. Yoğurdu hâlâ yemiyor ama ben ara ara şansımı deniyorum. Akşamları sofrada kendi yediklerimizden de ağzına minik lokmalar vermeye başladık. Bakalım daha neler öğreneceğiz... 

26 Ekim 2013 Cumartesi

Gidilemeyen Yollar Gezilemeyen Yerler

Günleri sayarak iple çektiğim bayram tatili geldi geçti. Ben bloğuma yolculuk için nasıl hazırlandığımızı, yolda Rüzgar'ı nasıl oyaladığımı, İnegöl'de durup mola verdiğimizi, sonunda yolculuğumuzun yorgunluğunu nasıl attığımızı yazacaktım. Hatta hangi eski arkadaşlarımı gördüğümü de anlatıp fotoğraflar koyacaktım. Anncaaak her şey planlandığı gibi geçmedi.

Tatilin ilk yarısında planladığımız gibi evimizdeydik. Bayramın ilk günü bayramlıklarımızı giyip babanemizi ziyarete gittik. Birlikte kahvaltı, bayramlaşma ile hoş bir bayram sabahıydı. Sonra annanemizi aradık. "Biz yarın geliyoruz."deyince annem "Hepimiz çok hastayız, çocuğu buraya getirmeyin." dedi. 

Bayramın geri kalanı Eskişehir'de gayet keyifli sakin bir tatil olarak geçti.  29 ekim tatiline denk gelen İstanbul maceramiz yakında....

14 Ekim 2013 Pazartesi

Mazlumlar Muhallebicisi "Bulvar"

Hamileliğimin sondan onuncu günü saçımı kestirmek için dışarı çıkmıştım. Kuaför yürüme mesafesinde ama artık son günlerim olduğundan o mesafe benim için zorlu bir parkur sayılırdı. Evden çıktım. Daha yakındaki bir kuaförün önüne geldiğimde içeri girip girmemeyi baya düşündüm. Kendime "Hadi Özge gayret et, bilmediğin yere girme az yol kaldı." dedim. Bir gayret kuaförün olduğu yere vardığımda kala kaldım. Kuaförün olduğu yerde inşaat vardı. Benim dükkan gitmiş yerine muhallebici açılacaktı. Kuaförün yıkıldığına mı yanayım, o yolu kendimi zorlayıp yorulduğuma mı yanayım yoksa Atatürk Bulvarı'na Mazlumlar Muhallebicisi açılacağına mı sevineyim bilemedim.

*Fotoğraf kaynak:
https://foursquare.com/v/mazlumlar-muhallebicisi-bulvar/50eef88de4b0124f6d7652a2/photos?openPhotoId=51c9c670498ed71107ba718c

Yakındaki bir banka oturup biraz dinlendim. Sonra da tıpış tıpış önünde düşünüp durduğum kuaföre gittim. Ellerine sağlık gayet güzel kestiler saçımı.


Geçen hafta dükkanın önünde otururken o günkü yorgunluğum geldi aklıma. Tatlılar zaten güzel bir de çok güzel tavuklu pilav yapıyorlar ki tavsiye ederim.

Güneşli Bir Sonbahar Haftası

Soğuk başlayan ekim ayının geçtiğimiz haftası tam yazdan kalmaydı. Ay başında kış kendini hissettirince Rüzgar'a da bir mont alma zamanı geldi. Biz de haftaya oğlumla Espark'ta alış verişle başladık. Bayram yaklaştığından tüm mağazalarda bir karışıklık vardı. Gezip beğendiklerimizi aklımıza yazdıktan sonra D&R'de babamızın işten çıkıp bize katılmasını bekledik. Tabi ki bizim aileden bir kitapçıya girip boş çıkan olmaz. Rüzgar da uyuyunca kitabın yarısını oturduğum yerde okudum. Babası da gelince oğlumuza kışlık montunu aldık.


Salı günü bir planımız yoktu ama Rüzgar'ı doktora götürmemiz gerekti. Hastane çıkışı babamız bizi çarşıda bıraktı. Hava çok güzeldi. Biz de tramvay durağına kadar su boyundan yürüdük. Adalar yine cıvıl cıvıl ve hareketliydi.


Çarşamba tabi ki bizim pazar günümüz olduğundan giyinip hazırlanıp pazarımıza gittik. Artık havalara güven olmadığından bebek arabasının yağmurluğunu ve battaniyesini her çıkışta alıyoruz. Kış sebzelerini (karnabahar, pırasa, kereviz...) toplayıp geldik.


Perşembe günü oğlum Atatürk Bulvarı'nda arkadaşıyla buluştu. Sevgili Hande ve Sertan'ın oğlu Kerem Rüzgar'ın yakın arkadaşı. Bir ara oturduğumuz yerde sadece biz kalmıştık, iki bebek üç kadın bütün dükkanı dağıttık. Sonra da caddede güzel bir yürüyüş yaptık. 



Cuma gününü evimizde geçirince Cumartesi sabahtan ailecek kendimizi dışarı attık. Bizim için bir Cumartesi klasiği haline gelen Memphis Cafe'de güzel bir kahvaltı yaptık. Rüzgar sayesinde tüm çalışanların ekstra ilgi ve alakasını kazanıyoruz.


Haftanın son gününü kendi mahallemizde, parkımızda geçirdik. Bir çok kişi için tatil cumadan başladığından parka rağbet azdı. Yine de basket oynayan baba&oğul, oyun oynayan bir dede&torun parkta vakit geçiriyordu.


Bir süre sonra sıcak güneş ve çimenlerin cazibesine kapılıp kendimi banktan yere attım. Bir yandan kitabımı okudum bir yandan güneşte ısındım. 



Bu güzel havalar yavaş yavaş bizi terk edecek, her anın tadını çıkarmak lazım.

29 Eylül 2013 Pazar

Sazova'da Son İyi Havalar

Bugün önce Memphis Cafe'de bir öğlen yemeği yedik. Ardından Espark'ta bir iki ihtiyaç için alış veriş yaptık. Hafta sonu çok güzel bir hava vardı. Biz de güneş inmeden Sazova Parkına uğradık.


Evet, bu scooter'ın da bir hikayesi var. Kısaca eşim iş yerinde ve okulda otopark ile gideceği yerin arasındaki mesafeyi daha hızlı gidebilmek için aldı. Yoksa böyle parklarda filan gezmek için değil :) 

Gölette çok güzel kuşlar var. Üstteki ördek cinsini ve siyah kuğuları ben ilk kez görüyorum. Parkın yeni misafirleri sanırım.
Yeri gelmişken belirteyim parkın içindeki açık hava sahnesinin olduğu yerdeki hanımlar tuvaletinin içinde bebek altı değiştirmek ve emzirmek için küçük bir kabin (oda denecek büyüklükte değil) yapılmış. Bana biraz "İşte yaptık, bebek odası var." demek için yapılmış gibi geldi çünkü öncelikle direkt tuvaletlerle aynı yerde olduğundan hiç hijyenik değil. Ayrıca çok küçük, koca parkta aynı anda onlarca bebek gezdiriliyor. Biz daha önce alt değiştirme ihtiyacımızı parkın içindeki kahvecide otururken oradaki çalışanların yardımıyla giderdik. Emzirmek için de önlük kullanmıştım.

22 Eylül 2013 Pazar

Emzirme Gereçleri

İlk 6 ay bebek emiyorsa anne için en rahat zamanlar bence. Bir yere gideceğiniz zaman mamayı unuttum mu, sıcak su getirdim mi, biberonu nereye koymuştum yok. Bebek acıktı mı hoop memede taze süt hazır. Maalesef her yerde bebek emzirmek için uygun ortam olmuyor ya da bazen bebek uygun yere gitmeyi bekleyemiyor. Bunun için ben emzirme önlüğümü yanımdan hiç eksik etmem.
Doğumdan önce ne kadar kullanışlı olabileceğini kestiremediğimden önlük almamıştım ama doğumdan sonra bir iki defa emzirebilmek için sıkıntı çekince biraz araştırdım. O zamanlar annem de bizdeydi. Bir önlüğün 20-30 TL olduğunu görünce "Ben sana önlük dikerim." dedi. Biz de kalktık bir gün Hamamyolu'nda bir kumaşçıdan 6 TL'ye bir metre kumaş aldık, oturduk kumaşın başına. Birlikte tasarlayıp kestikten sonra canım annem dikiş makinası olmamasına rağmen elinde dikti önlüğümü.
Ben o kadar memnun kaldım ve kullanışlı buldum ki yeni bebeği olmuş ya da olacak bir kaç arkadaşıma hediye etmek için annemleri bir ziyaretimizde bir kaç metre daha kumaş alıp 4-5 tane önlük diktirdim anneme. Emzirme önlüğü gezenti annelerin çantasında mutlaka bulunmalı bence.

Emzirme yastığı, emzirme önlüğü, süt sağma pompası gibi emzirme gereçleri emziren anneler için büyük kolaylık. Bu tür malzemelere ödediğim paralara hiç üzülmedim. Özellikle pompa durumun el verdiğinin en iyisi olmalı.

Pompayı doğumdan önce sırf özendiğim için almıştım. Ne kadar ve nasıl kullanacağımı bilmediğimden çok pahalı olmasın ama çok dandik de olmasın diye düşündüm. Kendi çapımda yaptığım araştırma sonucu Avent manuel pompa almıştım. Aslında oldukça memnun kaldım ama her bir meme için en az 15 dakika harcamak gerekiyor ve eller de bu işlem sırasında yoruluyor. Uykusuz bir annenin yarım saat daha uyuyabilmek için ne kadar istekli olacağını da eklersek manuel pompa biraz zorlayıcı oluyor. Eğer bir daha bebeğim olacak olursa tek seferde her iki memeyi de  sağan elektrikli pompalardan alırım.

Emzirme yastığına doğum öncesi bakış açım ise "Bunlar hep para tuzağı" iken hastanede oğlumu yoğun bakım ünitesinde emzirmeye gittiğimde kullandığım yastıktan sonra "Ay bu ne muhteşem bir şeymiş"e dönüşünce eve gelir gelmez eşim gidip bir emzirme yastığı aldı. Hem ilk günler masada yemek yerken popomu rahat ettirmek için kullandım hem de şimdi oğlanı ortasına oturtup oturma alıştırması yapıyoruz.



20 Eylül 2013 Cuma

Doğum doktoru nasıl seçilir?

Eşimle "Bizim de artık bir bebeğimiz olsun." dedikten bir süre sonra beklenen gecikmeyi yaşamıştık. Eczaneden iki tane ev tipi test kiti alıp evde pozitif sonuç elde edince doğal olarak heyecanlandık. Günlerden cumartesiydi ve en geç pazartesi bir doktora görünmek istiyordum. İlk başta gerçekten pozitif mi olduğunu öğrenmemiz yeterliydi daha sonra araştırıp kafama uyan bir doktor bulurum nasıl olsa diye düşünüyordum.
İşten izin almadan iş çıkışı gidebileceğim bir alternatif aradım. Acıbadem akşam sekize kadar randevu veriyordu. Çağrı merkezindeki çalışan "Hangi doktoru tercih edersiniz?" diye sorduğunda tabi ki benim aklımda hiç bir fikir yoktu, doktorların hiç birini tanımıyordum. Çağrı merkezi çalışanlarının konuşma hızlarının ne kadar yüksek olduğunu bilirsiniz. Bana o akşam randevu veren doktorları söyledi. Dinlerken sadece "Fatih" ve "Hulusi" isimlerini anladım. İki saniyelik düşünme süremde yürüttüğüm mantık şu oldu "Adı Hulusi olduğuna göre yaşlı biridir ve çok tecrübelidir." Tercihimi yapıp telefonu kapattım.
Pazartesi akşam eşimle gittik. Sıramız gelince doktorun odasına girdik. Kafamda çizdiğim profile hiç uymayan bir genç adamın karşısına oturduk. "Şikayetiniz nedir?" dedi. "Bir şikayetimiz yok, test yaptık pozitif çıktı. Teyit ettirmeye geldik." dedik. Bu arada ben bunun için kan testi yapılması gerektiğini zannediyordum meğer bebek 4-5 haftalık bile olsa ultrasonla görülebiliyormuş.
Doktor hemşireye bir şey söylemek için odadan çıkınca eşim hemen duvardaki diplomasına baktı. "Dokuz Eylül'den mezun olmuş, 77'liymiş. Adı da sadece Hulusi değil Hulusi Göktuğ imiş." diye bana da gerekli bilgileri verdi. Evet, bir bebeğimiz olacakmış. Buna mı sevineyim saflığıma mı şaşırayım bilemeden çıktık doktorun yanından.
Başka bir hastaneden daha önce yine tesadüfen gittiğim ama çok sevdiğim bir doktor daha vardı. Bir süre her ikisine de devam ettikten sonra ilk adına rağmen yaşlı olmayan doktorumuza devam etmeye karar verdim. Doktorumuz bize mühendis kafalı geldi, net, yalın, kesin bir yandan da sıcak... Kolay anlaştık hiç bir sıkıntı yaşamadık, ne zaman istesek ulaşabildik. Hamileliğim boyunca ve doğumdan sonra da iyi ki de o saçma değerlendirmeyi yapmışım dedim kendi kendime.