12 Haziran 2014 Perşembe

Rüzgar'ı Beklerken

Bazen eski yazdıklarımı açar okurum. Hamileliğimin başında bir de defter edinmiştim, aklımdakileri oraya yazıyordum. Keşke en baştan bu bloga yazsaymışım. Minik adam 15 aylık oldu bile. Doğumuna iki hafta kala Alternatif Anne'de yayınlanan yazım:

Deniz’in üzerindeyken rüzgârın gelişini uzaklardan görebilir, şiddetini kestirebilirsiniz. Yüzeydeki dalgalanmalar gitgide yaklaşır, yelkeniniz ayarlar, rüzgârla doldurup yol alırsınız.

Bizim hayatımızın Rüzgâr’ının gelmesine az bir zaman kaldı. Biz teknemizi elimizden geldiğince hazır ettik. Gerekli olabilecek her şey hazır, bekliyoruz. Yalnız bu Rüzgâr ne zaman nereden gelecek, bizi alıp nerelere götürecek önceden hava tahmin raporlarından bakıp bilmek mümkün değil.



Böyle heyecanlı bir bekleyiş çok güzel ama etraf keyfinizi kaçıracaklar/kaçırmaktan hoşlananlarla dolu. İnsanlar hamile olduğunuzu öğrendiğinde pek çoğu tebrik ettikten sonra duyduğu, gördüğü veya yaşadığı olumsuz şeyleri anlatmaktan büyük keyif alıyor. İlk önce “Bebek sahibi olmak iyi de hamilelik çok zor” ile başlayan kötü hamilelik tecrübelerini anlatıyorlar. Sonra korkunç doğum hikâyeleri, kötü doktor değerlendirmeleri geliyor. Bir de ardından “Ama senin öyle olmaz belki, korkma sen.” şeklinde teselli ediliyorsunuz. İyice sonlara doğru ise hiç uyuyamayacağınız, sürekli bitkin ve perişan olacağınız bir daha kendi hayatınızı hiç yaşayamayacağınızı açıklıyorlar. Bir insan henüz tecrübe etmediği şeyler hakkında yapılan bu yüksek değerlendirme ve bilgilendirmeler karşısında elbette ki korkar. Peki, nasıl mümkün bu tuzaklara düşmemek?

Belki klasik olacak ama “Korkunun düşmanı kaliteli bilgidir” diyeceğim. Kaliteli diyorum çünkü bugün her konu hakkında her yerde bilgi var ve bunların çoğu kirli, kalitesiz bilgiler. Ben bu süreç boyunca hamileliğin gelişimi, doğum, bebek bakımı hakkında kendini kanıtlamış uzmanların yazdığı kitapları okudum. Bir sonraki adımda neler olacak, sebepleri sonuçları neler, bunlar hakkında bilgi sahibi oldukça kendimi güvende hissettim. Bilmek bana güven verdi. Gittiğim hastanenin düzenlediği doğuma hazırlık seminerine katılmam çok faydalı oldu. Bebek isteyen, bekleyen herkesin imkân yaratıp uzmanları dinlemesinde yarar var. Çok az da olsa motive edici tavsiyeler ve pozitif yorumlar yapan kişiler oluyor etrafta, genellikle bu kişileri dinleyip diğerlerine sadece kafa salladım.

İlk başta doktorum “Hamileliğin tadını çıkarabilirsiniz.” dediğinde neyi kastettiğini anlamamıştım. Hamileliğim boyunca bebek mobilyası beğenmekten, oda yerleştirmekten, perdeler nevresimler seçmekten, kitaplar okumaktan, genç anne ve anne adaylarıyla fikir paylaşmaktan (olumlu paylaşımlardan) keyif aldıkça ne demek istediğini anladım. Eşim bebek arabası modelleri, fonksiyonları ve yıl içindeki fiyat gelişimleri hakkında makale yazabilecek kadar çok bilgi edindi. Odayı kendi boyadı, duvara asılacaklar için delikleri kendi deldi. Mobilyaları kurup yerleştirdi. Beklerken eğlendik de diyebilirim kısaca.

Şimdi odamız, eşyalarımız hazır içimizde heyecanla oğlumuzun gelmesini bekliyoruz. Eşim geçenlerde “Gelsin artık bu çocuk da oynayalım.” dedi. Belki de onun dediği gibi olacakları oyun gibi görmeye çalışıp motive olursak bahsedilen o korkunç uykusuz günler geçene kadar daha az yıpranırız. Ama bizimki belki öyle olmaz, korkmayalım değil mi?

Denize bir kere açıldığıysanız korkmak artık anlamsızdır. Yapılacak tek şey tüm tedbirleri alıp Rüzgâr’ın yelkenleri doldurmasını beklemek. Rüzgârınız bol, rotanız neta olsun.





(Bu yazı 26.02.2013'te Alternatif Anne'de yayınlanmıştır.)